Gazete Gıda surfcera
Facebook     FriendFeed     Twitter
ANASAYFA   GÜNDEM   SEKTÖR   GURME   GIDAGÜVENLİĞİ   BESLENME   HAYAT   MEVZUAT   EKONOMİ   ŞİRKETLER   FUAR   KİTAP   SÖYLEŞİ   İNSAN   AMBAR   ARTI   
Video Galeri Foto Galeri Anket Sitene Ekle Rss Akışı Arşiv Bize Ulaşın
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Devlet kendi vatandaşını alkolik yapıyor
19 Ekim 2012, 01:19

Devlet kendi vatandaşını alkolik yapıyor

Yeşilay Genel Başkanı Muharrem Balcı, yaklaşan değil artık gelen bir tehlikeye dikkat çekiyor!

Özellikle genç neslimizi yakından ilgilendiren “alkol” ve “uyuşturucu” kullanımında kendi elimizle kendi ayağımıza kurşun sıktığımıza dikkat çekerek çok önemli ve altı çizilecek açıklamalarda bulundu…

DİZİLERE DİKKAT!

Sizce Türkiye'nin içki tüketimi konusunda son 10 yıla göre artış mı var azalış mı var... Bunun sebepleri konusunda görüşleriniz nelerdir?

Elbette ki artış var. Özelleştirmelerden sonra sigara ve alkol üretim ve tüketimi arttı. Bunda yoğun reklam ve ambalaj taktiklerinin önemi büyüktür. Firmalar alkol reklamı için her tür mecrayı kullanabiliyorlar. Alkolün sadece TV’lerde reklam amaçlı gösterimi yasak. Bu da dar anlamda uygulanıyor. Dizilerde, filmlerde gösterimi ve özendirmesi serbest. Yazılı basında çarşaf çarşaf reklamı serbest. Hafta sonu gazetelere ve sürekli yayın dergilere bakmak yeterli. Behzat Ç örneğini unutmamak gerekir. Her an alkol alabilen bir polis memuru tipi alkol reklamından başka ne yapıyor?
İlginç olan bir başka husus: Sigara için yapılan yasal düzenlemeler ve denetim alkol için yapılmıyor. Aksine sigara karartılıyor, alkol parlatılıyor.

Özellikle gençlerin içki kullanım oranı hem artıyor hem de yaş ortalaması giderek düşüyor deniyor... Sizce bunun sebebi nedir? Neler yapılması gerekiyor

Türkiye İstatistik Kurumu'nun 2007 yılında 60 ilde, 26 bin öğrenci üzerinde yaptığı ankete göre sigara kullanım oranı 15,6. Alkol kullanım oranı ise 16,5. Öğrenciler arasında alkol kullanım oranının sigarayı geçmiş durumda. Facianın boyutlarını aymaz bürokrasi göremiyor maalesef.

Bu artışın nedeni, alkollü içeceklere ulaşmanın kolaylığındadır. Her yaşta çocuk alkole rahatça ulaşabiliyor. Herhangi bir denetim yok. Dünyanın birçok yerinde gece 22.00 den sonra alkol satılamaz. İçkili bir kişiye alkol satılamaz. Türkiye’de bu uygulama şimdilik hayaldir.

Özelleştirmeden sonra alkollü içecek reklamları da çeşitleri de çok arttı. Üstelik çocukların kullanımına sunulmak üzere küçük ambalajlarda “bir fırtlık” alkollü içecekler satılabiliyor.

Bir de alkolsüz denen ama aslında alkol bulunan içecekler de var, o konuda durum nedir?

Daha büyük facia alkolsüz diye tabir ettikleri fakat içinde %0,26 promil alkol olan içecek. Bu içeceği Bakanlık gıda kodeksinde değerlendiriyor. Toplu taşıt sürücülerinin %0,26 promil alkolle yakalandıklarında ehliyetlerine el konuluyor, fakat bu içecek çocuklara sunulabiliyor. Türkiye’de üretimi yasak, ithalatı serbest. Bunu bu ülke çocuklarına ve geleceğine bir ihanet olarak algılamak çok da abartılı sayılmamalı.

DEVLET ELİYLE ALKOLİK OLUYORUZ

İçki tüm kötülüklerin anasıdır diye yazıyoruz, doğrudur ama gerekli STK desteği, kamu desteği, medya desteği alamıyoruz sanırım... Sizce bu konuda daha etkin neler yapabiliriz?

Hz. Peygamber (SAS) icki kötülüklerin anasıdır demiş. Ancak bu gün yaşasaydı, “devlet kötülüklerin anasıdır” derdi diye düşünüyorum. Zira günümüzde tüm bağımlılıklar ya devlet eliyle çocuklara ve gençlere bulaştırılıyor,  ya da her tür bağımlılık üreticisi insanlık düşmanları devletlerin denetimsizliği yüzünden insanlığı zehirleyebiliyorlar. Baksanıza Türkiye Cumhuriyeti Devleti 11 dalda kumar oynatarak, çocuklarımızın, gençlerimizin ve tabii ki ülkemizin geleceğini insanlık düşmanlarına teslim ediyor. Bir nesil mahvediliyor, kumarbaz yetiştiriliyor.

Geleceğimiz kendi elimizle çalınıyor değil mi?

Her bağımlılık bir diğerini tetikler. Bu bilimsel bir veridir. Kumara, kolay kazanç elde etmeye alıştırılan bir gençliği diğer bağımlılık türlerine alıştırmak, köleleştirerek hayatlarını, geleceklerini çalmak kolaylaşıyor. Şimdi sormamalı mıyız, kim bu gelecek hırsızlığının sorumlusu?

Bu durumda nasıl bir kamu desteği, medya desteği alabiliriz? Kötülüklerden beslenenler, menfaati olanlar bu çalışmaya destek verebilirler mi? Devletin başındaki birkaç sorumlunun duyarlılığı ile bu sorunların altından kalkamayız. Bağımlılıklarla mücadele bir devlet politikası olmalı. Tüm siyasi partiler ve hükümetler bağımlılık politikalarını yapıp ilan etmeli ve uygulamalı. Bu güne kadar hiçbir siyasi partinin ve hükümetin bağımlılıklarla mücadele anlamında bir politikası yok. Parti ve hükümet programlarında bağımlılığa kelime olarak bile vurgu yok.

GÜNÜMÜZÜN EN BÜYÜK FELAKETİ BAĞIMLILIKLARDIR

Sizce nükleer savaş tehlikesi mi daha tehlikeli yoksa bir neslin bağımlı hale gelmesi mi?

Günümüzün en büyük felaketi bağımlılıklardır. Nükleer savaş tehlikesi  bile bağımlılıkların yanında hiçtir. Nükleer savaşın muhatabı vardır ve karşılıklı caydırıcılık vardır. Bağımlılıklarda ise insanlık düşmanı devasa uluslar arası şirketler, karşısındaki muhatapları ise tek tek bireyler. Hem de mağdur ve mazlum bırakılmış, insanlık düşmanlarının şefkatli(!) ellerine teslim edilmiş çaresiz birey iradeleri. Bu mu vatandaşını koruyacak sosyal devlet? Anayasasının sosyal devlet ve sorumlu devlet anlayışını benimseyememiş, aklına bile getiremeyen devlet.

Milli eğitim bakanlığı okullarında daha  etkin zararlı maddelerin kullanımına dönük olarak eğitim verilemez mi? Bu konuda Yeşilay daha etkin olabilir mi?

Yeşilay tüm okullarda bağımlılığa karşı eğitimleri 93 yıldır veriyor. Bu yıl daha sistemli bir şekilde ve paket programlarla burnu yapmaya çalışıyoruz. Yeşilay son iki yıldır daha etkin ve topyekûn bir mücadele veriyor. Yeşilay sağlık tabanlı mücadelesine hukuk tabanlı mücadeleyi de ekledi. Bağımlılıklara karşı bir hukuk bilinci oluşturmaya çalışıyoruz. Bunun için de “BAĞIMSIZLIK MANİFESTOSU”nu yazdık.

Yeşilay’ın yaygınlaşması, tıpkı Kızılay’da olduğu gibi desteğin artması için sanki daha çok tanıtım çalışması ya da daha çok sivil destek gerekiyor gibi ne dersiniz? Daha çok bilinirliğini artırmak için 2013 yılı özel hedefler var mı?

Bu yıl ve önümüzdeki yıl daha büyük projelerin hazırlığı içindeyiz. Tüm bakanlıklarla ve çalışma zeminleriyle ilişkilerimizi sürdürüyoruz, protokoller yapıyoruz. Ayrıca Yeşilay’ı uluslar arası alana taşımaya gayret ediyoruz. Uluslar arası 26 büyük kuruluşa üyelik işlemlerimizi başlattık, bir yıl içinde üyelik başvurularımız sonuçlanacak ve Yeşilay uluslar arası kuruluş olarak dünya ölçeğinde mücadelesini sürdürecektir.

Yeni bir çalışmamız yakında oluşumunu tamamlamak üzeredir. Türkiye Alkol Politikaları Platformu (TAPP) adıyla ilgili tüm resmi ve gayrı resmi kuruluşların bir araya geldiği bir çalışma zemini oluşturuyoruz. Bu çalışma kısa zamanda Avrupa ve BM’deki oluşumlarla birlikte çalışmalarını sürdürecektir.

İSLAM ÜLKELERİ İLE İŞBİRLİĞİ İMKÂNI

İslam ülkeleri ile olan özel bir ortak çalışma söz konusu mu? Birlikte çalışma, birlikte ortak projeler hakkında varsa eğer bilgi alabilir miyiz?

İslam ülkeleri ile özel bir çalışmamız yok, ancak ileride olacaktır. İslam ülkelerindeki karışıklıklar nedeniyle böyle bir çalışma yapılamazdı. Ancak önümüzdeki süreç buna müsait olur. Özellikle TAPP çalışmamıza dahil olmak isteyen çok ülke var. Çalışmayı Avrupa Alkol Politikaları Birliği’ne ve İslam ülkelerine de taşıyacağız.

BM’deki üyelik sürecimiz ve sonrasında da İslam ülkeleriyle işbirliği ve portner ilişkilerimizi planlıyoruz. İslam ülkelerindeki STK’ları Temsilcilik verme hazırlıklarımız var. İlk partner ilişkimizi Kıbrıs’ta faaliyet gösteren USAM (Uyuşturucu, Sigara ve Alkolle Mücadele Derneği ile gerçekleştiriyoruz.

Kaynak: Son Devir

Bu içerik 1704 defa okundu.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Diğer Haberler

HABER HATTI

BIZI TAKIP EDIN

 TWITTER   FACEBOOK   AHSAR   GOOGLE+   

GAZETE GIDA'DA ARA


Gelişmiş Arama

GOOGLE'DA ARA

  •  
  •  
  •  

  • Bugün haber eklenmedi.

  • Son 7 gün haber eklenmedi.

  • Bu ay haber eklenmedi.

KONUK YAZARLAR

A.Rasim Küçükusta A.Rasim Küçükusta
ALÜMİNYUM FOLYOLAR SAĞLIĞIMIZI RİSKE ATIYOR
Güngör Uras Güngör Uras
Gıda maddeleri ithalatının üçte biri yağlı tohumlardan
Selim İleri Selim İleri
Pilavların dünyası
Erdem Yeşilada Erdem Yeşilada
Profesörden seçme saçmalar
Erkan Topuz Erkan Topuz
Meyvelerin kabuklarındaki mucizevi şifa
Emre Aköz Emre Aköz
Üzüm üzüme baka baka
Rüştü Bozkurt Rüştü Bozkurt
Önemli bir proje: Çocuk maması üretimi
Çapar Kanat Çapar Kanat
Tuhaf bir et ithalatı
Süleyman Yaşar Süleyman Yaşar
Türkiye'nin suyunu yabancı sermaye ele geçiriyor
Mehveş Evin Mehveş Evin
Kuraklık herkesi perişan edecek
Nedim Atilla Nedim Atilla
Bir deneysel mutfak çalışması... Antik Likya'nın lezzetleri
Fikri Türkel Fikri Türkel
Arıcılık, sadece bal üretimi değildir
Osman Arolat Osman Arolat
Dünya sebze-meyve piyasası ve biz
Osman Müftüoğlu Osman Müftüoğlu
Ekmeğin siyahı makarnanın yoğurtlusu
Selahattin Dönmez Selahattin Dönmez
Tuz yerine baharat
Mehmet Yaşin Mehmet Yaşin
Tencereden geçmişi okumak
Vahap Munyar Vahap Munyar
Yeterli kuru fasulye var mı ona bakarım fiyat yetkim yok
Mustafa Kutlu Mustafa Kutlu
Gıda hegemonyasına meydan okuyor
Mehmet Şeker Mehmet Şeker
Ayran siyasi simge olunca, içen ayrı düşer
Ali Ekber Yıldırım Ali Ekber Yıldırım
Ürün doğrulama ve takip sistemi...
Haşmet Babaoğlu Haşmet Babaoğlu
Simit!
Mustafa Altuntaş Mustafa Altuntaş
Kurban, hayvancılık ve veteriner hizmetleri
Yavuz Dizdar Yavuz Dizdar
Okul yemeklerinin kalitesizliği, almanız gereken ciddi önlemler
Ali Saydam Ali Saydam
Bizim köftecilere 'iletişim şart!'..
Nevin Halıcı Nevin Halıcı
Mübarek’i pilavla indirmek pişi ile göndermek
Hayrettin Karaman Hayrettin Karaman
Açık büfe israfı
Hikmet Boyacıoğlu Hikmet Boyacıoğlu
Ekmek ile ilgili doğrular, yanlışlar ve efsaneler
Mehmet Mert Mehmet Mert
Bitkisel üretimde kendimize yeterli miyiz?
Kemal Özer Kemal Özer
Meyve böceklerinden nasıl korunuruz?
Gila Benmayor Gila Benmayor
Altın bileziğimiz: Gastronomi
Yaşar Nuri Öztürk Yaşar Nuri Öztürk
Kur’an’a göre helal gıda
Simge Çıtak Simge Çıtak
Diyetkolik misiniz?
Nihal Kemaloğlu Nihal Kemaloğlu
Zehirli şekerimiz "nereden" geliyor?
Taylan Erten Taylan Erten
GDO'lu mısır pancara karşı
Bülent Şık Bülent Şık
Sarıkeçili yörükler ve GDO'lu pirinçler
Melis Alphan Melis Alphan
Çocuk mu kandırıyorsunuz?
Celel Toprak Celel Toprak
Sağlıklı beslenme için ortak akıl arayışı
Yaşar Süngü Yaşar Süngü
Yoksulluk, ekmeği çöpe atmakla başlıyor
Damla Çeliktaban Damla Çeliktaban
Mayanın mayası
Hilmi Develi Hilmi Develi
Plastikçilerin derdi bitmiyor..
Koray Çalışkan Koray Çalışkan
GDO-kanser ilişkisi kanıtlandı
İsmet Berkan İsmet Berkan
Demek GDO'da da bilime ihtiyaç varmış...
Esen Evran Esen Evran
Fransızlar durdu Sabancı Dia'da gazladı
Kadir Dikbaş Kadir Dikbaş
Gıdadan ilk sinyaller
Ali Ağaoğlu Ali Ağaoğlu
Hububat rallisi
Meral Tamer Meral Tamer
Organik sebze-meyveye lezzet de geldi
Funda Özkan Funda Özkan
'Okul sütünde AK Parti'ye sorulacak tek soru var'
Abdurrahman Yıldırım Abdurrahman Yıldırım
Tarım ve turizm stratejik sektörler
Cüneyt Özdemir Cüneyt Özdemir
Sütten ağzı yanan hükümet
Metin Münir Metin Münir
Tohumların dünyasında
Yasemin Bradley Yasemin Bradley
Uzun yaşam reçetelerinden biri gün aşırı aç kalmak

E-BÜLTEN


Ad Soyad:
E-Posta: