Gazete Gıda surfcera
Facebook     FriendFeed     Twitter
ANASAYFA   GÜNDEM   SEKTÖR   GURME   GIDAGÜVENLİĞİ   BESLENME   HAYAT   MEVZUAT   EKONOMİ   ŞİRKETLER   FUAR   KİTAP   SÖYLEŞİ   İNSAN   AMBAR   ARTI   
Video Galeri Foto Galeri Anket Sitene Ekle Rss Akışı Arşiv Bize Ulaşın
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ekmekte tuz gitti, 2 milyar dolar geldi
07 Temmuz 2012, 13:46

Ekmekte tuz gitti, 2 milyar dolar geldi

Kimya sektörünün duayenlerinden, Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk Perihan Çakıroğlu'na çarpıcı açıklamalar yaptı

Kimya sektörünün duayenlerinden, Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk, ekmekteki tuzun azaltılmasıyla kronik hastalıklarda kısa vadede yılda 2 milyar, uzun vadede ise 6-7 milyar dolarlık tedavi faturasının azalacağını belirtti. Erk, “Ekmekten sonra sıra paketli ürünlerdeki tuzu azaltmaya geldi” dedi.

Bazı insanlar vardır, birkaç işi aynı anda yürütebilir, 10 parmağına 10 marifet sığdırabilir. Asıl işi kimya olan Timur Erk de böyle biri. Cebinde en az 4 kartvizitle dolaşır, yeni tanıştıklarına bunları vererek hep şaşırtır.

Avrupa'da temsil ediyor

Erk halen; Türkiye Kimya Sanayicileri Derneği, TOBB Kimya Sanayi Meclisi, Türk Böbrek Vakfı ve Türkiye Sektörel Dernekler Federasyonu (SEDEFED) başkanlıklarını yürütüyor. Ayrıca Türkiye Üçüncü Sektör Vakfı Başkanvekili ve Türkiye Olimpiyat Komitesi üyeliği yanında, Avrupa Kimya Sanayi Konseyi (CEFIC) Yönetim Kurulu Üyeliği ve Uluslararası Böbrek Vakıfları Federasyonu (IFKF) başkanlığını da bunlara ekleyelim. Ve yine geçmişte başkanlıklarını yaptığı Türkiye Korunmaya Muhtaç Çocuklar Vakfı ve Türk Kalp Vakfı da hatırlatalım...

Sağlıklı toplum özlemi

1970'li yıllarda Almanya'da öğrenim görüp Kimya Yüksek Mühendisi olarak döndüğünde amacı, kurduğu MELTAŞ şirketiyle yola devam etmekti. Melamin üretiminde ön alırken,  bu iş çok uzun gitmedi. O, kimya sektörüne sanayici kimliğiyle bir sivil toplumcu olarak hizmet etmeyi seçti. Sağlıklı toplum oluşturmayı en önemli görevi saydı.

Yüzde 70 hoşnutluk var

* Timur Bey, hemen hemen bütün ülkelerde sağlık sektörü sancılı. Türkiye'de bu alanda önemli bir reform yapıldı. Sizce bu reform, sürdürülebilir olacak mı?

* 5 yıldır sürdürülebiliyor. Sağlık hizmetlerine ulaşmak kolaylaştığı için, sektöre, özel kuruluşlar da dahil ayrılan bütçe artıyor. Bugün bu rakam 43 milyar lira. Ülke bütçesine bakıldığında bu oran yüzde 6.2'ye denk geliyor. Bunun sürdürülebilirliğini sağlamak için katkı paylarında artış söz konusu olabilir. Veya genel bütçeden sübvansiyon artacaktır. Bu siyasi otoritenin kararıdır ve sürdürülebilir olması da gereklidir. Çünkü, genelde bir anket yapıldığında yürüyen sağlık sisteminden kamuoyunda yüzde 70'lik oranında bir hoşnutluk vardır.

Gelişmiş liginde gibiyiz

* Gelişmiş ülkeler ligine çıktık diyebiliyor muyuz?

* Çıtayı oldukça yükselttik. Esasında Türkiye, 10 bin 500 dolarlık fert başına düşen milli gelirle, gelişmekte olan bir ülkedir. Oysa sağlıkta gelişmiş ülkeler düzeyine gelmek üzereyiz. Hatta, kişi başı gelirimiz 20 bin dolara çıkmış gibi bir sağlık sistemimiz var.

Yaşlılığın maliyeti yüksek

* O zaman insanlarımızda gelişmiş ülkelerin hastalıkları mı görülüyor?

* Gelişmiş ülke hastalıkları içinde, tuz tüketiminin artışıyla ilintili olarak hipertansiyon da var ama asıl sorun diyabet, "Tip 2 diyabet." Mesela, obezite hem gelişmiş ülkelerde hem fakir ülkelerde var. Bunu şurada anlıyoruz: Glisemik endeksi yüksek mısır nişastasından elde edilmiş gıda maddeleri çok daha ucuz. Yine unutmayalım paketlenmiş gıdalarda daha fazla un ve şeker var. Dolayısıyla gelişmiş-fakir ülke farklı diyemiyoruz, hepsi obezitenin içine giriyor. En önemli nokta, 3 - 5 senede bir yüzde 20 diyabetin artıyor olması. Böyle olunca obezite artıyor.

* İnsanlarımızın ömürleri uzadı diye seviniyoruz. Uzun ömrün faturası da yüksek mi oluyor?

* Gerçekten hayatlar uzamaya, yaşam beklentisi de uzamaya başladı ve geriatri yani yaşlılık hastalıkları artmaya başladı. Bunların içinde alzeihmer de demans da var. Yaşlılıkla ilgili hastalıklar, bundan sonra sağlık ekonomisine çok daha fazla intikal edecek.

Tuzla gelen tasarruf

* Gelelim, 1 Temmuz'da yürürlüğe giren ekmekteki tuz indirimine. Bu yenilik, sağlıkta maliyeti ne ölçüde indirebilir?

* 1 Ocaktan bu yana 1 Temmuz'daki indirimle birlikte ekmekteki tuz oranı yüzde 1.5'a indirildi. Bunun yüzde 2'den 1.5'a gelmesi toplamda yüzde 25 bir azalma getiriyor. Daha da indirilebilirdi ama Türk Böbrek Vakfı'nın yaptığı hesaplara göre bu indirim ülkenin tümüne teşmil edildiğinde kısa vadede 1,5-2 milyar, uzun vadede 6-7 milyar liralık bir tasarrufa denk geliyor.

* Büyük tasarruf bu... Nasıl olacak?

* Çünkü tuzun fazlası hipertansiyonu tetikliyor, böbrekleri etkiliyor, sonuçta diyaliz makinesine kadar hastalık gidebiliyor. Hipertansiyonun etkisi bununla da sınırlı değil, inme de inebiliyor. Kalp krizi ortaya çıkabiliyor. Böbrek hastalıklarıyla ilgili tedaviler çok pahalı olduğu için tuzun düşürülmesiyle tedavi masrafları çok azalır. Bu da Türkiye için önemli bir ekonomik katkıdır.

Paketlerin üzerinde kırmızı işaret olacak

* Tuz indirimi, başka gıda çeşitlerinde de uygulanabilir mi?

* Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, ekmeğin ardından gıda kodeksinde yeni düzenlemeyle  bütün işlenmiş gıdalardaki tuz tüketimini de kontrol altına alacak. Paketlerin üstünde bir 'kırmızı' işaret olacak. Bu işaretin üstünde de "Bu paket, şu kadar tuz/ sodyum içermektedir" denilecek. Biz de bakanlıkla çalışıyoruz. Paketlerde ayrıca az tuzluda 'sarı', çok az tuzluda ise 'yeşil' işaret kullanılacak. Mesela, 150 gramlık hazır çorbada 5 gramlık tuz olduğunu biliyor muydunuz?

* Bu tehlikeli mi demek?

* Bir pakette 5 gram tuz olması oldukça yüksek. Ekmekten sonra sıra paketli gıdalara geldi. Satın alırken herhalde 'kırmızı' olanı değil, tabii ki tuzu çok az olan 'yeşil'i tercih edeceğiz.

'Anne, bu dondurmanın şekeri nereden geliyor?'

* Timur Bey,  aynı zamanda SEDEFED Başkanlığı'nı da yürütüyorsunuz. Gıda sektöründeki firmalar, sürekli aşırı şekerli ve tuzlu gıda reklamları veriyorlar. Onları bu konuda neden uyarmıyorsunuz?

* En önemli şey, insanları bilinçlendirmek. Sigara kullanımında yasaklama ve mücadelelerimiz sonucu tüketimde yüzde 20 bir azalma gerçekleşti. Çocuklar 'Baba odamda sigara içme' demeye başladı. Şimdi onları beslenme konusunda da bilinçlendireceğiz. Mesela, yediği dondurmanın içinde mısır şurubundan elde edilmiş glisemik endeksi yüksek şekerli ürün olduğunu sık sık söylersek, o zaman annesine 'Bu dondurmanın şekeri nereden geliyor?" diye sormaya başlayacak. Ambalaja da şekerin menşei yazılmaya başladıktan sonra da durum düzelecek.

Bu kadar açık söyleyemem

* Bisküvi ve çikolata firmalarına, 'Kardeşim, tedavi masraflarından tasarruf edeceğiz. Lütfen az şeker ve tuz kullanın' diyebilecek misiniz?

* Yok, onu bu kadar açık söyleyemem. Kimseyi zorlayamazsınız. Hem reklam alan hem reklam verenler karşı çıkar. İnsanları bilinçlendirebilirsek bir yere varabiliriz.

Böbrek hastası sayısı 10 milyona yükseldi

* Böbrek Vakfı Başkanı olarak insanlarımızın böbrek hastalık profilini verebilir misiniz?

* Türkiye'de toplam 5 evrede bulunan böbrek hasta sayısı 10 milyona ulaştı. 5'inci evredeki son dönem kronik böbrek yetmezliği hasta (diyaliz) sayısı ise 31 Aralık 2011 itibariyle 57 bin olarak tesbit edildi.  

* Ülkemizde hemodiyaliz cihazı üretilebiliyor mu?

* Hayır üretilemiyor, ithal ediliyor. 2011 sonu itibariyle özel merkezlerde 9 bin700, Sağlık Bakanlığı ve üniversitelerde 5 bin 800 olmak üzere 15 bin 500 hemodiyaliz cihazı bulunuyor. Bu cihazların ortalama kullanım ömrünün 7 yıl. Yani her yıl 2 bin 300 cihazın yenilemesi lazım. Bu cihazların ortalama fiyatının 9 bin euro olduğunu düşünürsek, yılda 20,7 milyon euroluk ithalat var.

Mafya yok aracı var

* Timur Bey, sürekli 'böbrek mafyası'ndan söz edilir. Böyle çeteler var mı?

* Böbrek mafyası yok yerine 'arz az talep çok fazla' olduğu için işin ticaretini yapan veya yapmaya çalışan aracılar var diyelim. Eğer yaklaşık 20 bin kişi kadavradan böbrek nakli bekliyor ve buna karşın senede ancak 550 kadavradan böbrek nakli olabiliyorsa bu işin her zaman aracısı olacaktır. Dünyada da benzer durumlar mevcuttur. Yani, arz ve talep dengesizliği her yerde bulunuyor. (Bugün)

Bu içerik 1963 defa okundu.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Diğer Haberler

HABER HATTI

BIZI TAKIP EDIN

 TWITTER   FACEBOOK   AHSAR   GOOGLE+   

GAZETE GIDA'DA ARA


Gelişmiş Arama

GOOGLE'DA ARA

  •  
  •  
  •  

  • Bugün haber eklenmedi.

  • Son 7 gün haber eklenmedi.

  • Bu ay haber eklenmedi.

KONUK YAZARLAR

A.Rasim Küçükusta A.Rasim Küçükusta
ALÜMİNYUM FOLYOLAR SAĞLIĞIMIZI RİSKE ATIYOR
Güngör Uras Güngör Uras
Gıda maddeleri ithalatının üçte biri yağlı tohumlardan
Selim İleri Selim İleri
Pilavların dünyası
Erdem Yeşilada Erdem Yeşilada
Profesörden seçme saçmalar
Erkan Topuz Erkan Topuz
Meyvelerin kabuklarındaki mucizevi şifa
Emre Aköz Emre Aköz
Üzüm üzüme baka baka
Rüştü Bozkurt Rüştü Bozkurt
Önemli bir proje: Çocuk maması üretimi
Çapar Kanat Çapar Kanat
Tuhaf bir et ithalatı
Süleyman Yaşar Süleyman Yaşar
Türkiye'nin suyunu yabancı sermaye ele geçiriyor
Mehveş Evin Mehveş Evin
Kuraklık herkesi perişan edecek
Nedim Atilla Nedim Atilla
Bir deneysel mutfak çalışması... Antik Likya'nın lezzetleri
Fikri Türkel Fikri Türkel
Arıcılık, sadece bal üretimi değildir
Osman Arolat Osman Arolat
Dünya sebze-meyve piyasası ve biz
Osman Müftüoğlu Osman Müftüoğlu
Ekmeğin siyahı makarnanın yoğurtlusu
Selahattin Dönmez Selahattin Dönmez
Tuz yerine baharat
Mehmet Yaşin Mehmet Yaşin
Tencereden geçmişi okumak
Vahap Munyar Vahap Munyar
Yeterli kuru fasulye var mı ona bakarım fiyat yetkim yok
Mustafa Kutlu Mustafa Kutlu
Gıda hegemonyasına meydan okuyor
Mehmet Şeker Mehmet Şeker
Ayran siyasi simge olunca, içen ayrı düşer
Ali Ekber Yıldırım Ali Ekber Yıldırım
Ürün doğrulama ve takip sistemi...
Haşmet Babaoğlu Haşmet Babaoğlu
Simit!
Mustafa Altuntaş Mustafa Altuntaş
Kurban, hayvancılık ve veteriner hizmetleri
Yavuz Dizdar Yavuz Dizdar
Okul yemeklerinin kalitesizliği, almanız gereken ciddi önlemler
Ali Saydam Ali Saydam
Bizim köftecilere 'iletişim şart!'..
Nevin Halıcı Nevin Halıcı
Mübarek’i pilavla indirmek pişi ile göndermek
Hayrettin Karaman Hayrettin Karaman
Açık büfe israfı
Hikmet Boyacıoğlu Hikmet Boyacıoğlu
Ekmek ile ilgili doğrular, yanlışlar ve efsaneler
Mehmet Mert Mehmet Mert
Bitkisel üretimde kendimize yeterli miyiz?
Kemal Özer Kemal Özer
Meyve böceklerinden nasıl korunuruz?
Gila Benmayor Gila Benmayor
Altın bileziğimiz: Gastronomi
Yaşar Nuri Öztürk Yaşar Nuri Öztürk
Kur’an’a göre helal gıda
Simge Çıtak Simge Çıtak
Diyetkolik misiniz?
Nihal Kemaloğlu Nihal Kemaloğlu
Zehirli şekerimiz "nereden" geliyor?
Taylan Erten Taylan Erten
GDO'lu mısır pancara karşı
Bülent Şık Bülent Şık
Sarıkeçili yörükler ve GDO'lu pirinçler
Melis Alphan Melis Alphan
Çocuk mu kandırıyorsunuz?
Celel Toprak Celel Toprak
Sağlıklı beslenme için ortak akıl arayışı
Yaşar Süngü Yaşar Süngü
Yoksulluk, ekmeği çöpe atmakla başlıyor
Damla Çeliktaban Damla Çeliktaban
Mayanın mayası
Hilmi Develi Hilmi Develi
Plastikçilerin derdi bitmiyor..
Koray Çalışkan Koray Çalışkan
GDO-kanser ilişkisi kanıtlandı
İsmet Berkan İsmet Berkan
Demek GDO'da da bilime ihtiyaç varmış...
Esen Evran Esen Evran
Fransızlar durdu Sabancı Dia'da gazladı
Kadir Dikbaş Kadir Dikbaş
Gıdadan ilk sinyaller
Ali Ağaoğlu Ali Ağaoğlu
Hububat rallisi
Meral Tamer Meral Tamer
Organik sebze-meyveye lezzet de geldi
Funda Özkan Funda Özkan
'Okul sütünde AK Parti'ye sorulacak tek soru var'
Abdurrahman Yıldırım Abdurrahman Yıldırım
Tarım ve turizm stratejik sektörler
Cüneyt Özdemir Cüneyt Özdemir
Sütten ağzı yanan hükümet
Metin Münir Metin Münir
Tohumların dünyasında
Yasemin Bradley Yasemin Bradley
Uzun yaşam reçetelerinden biri gün aşırı aç kalmak

E-BÜLTEN


Ad Soyad:
E-Posta: