Gazete Gıda surfcera
Facebook     FriendFeed     Twitter
ANASAYFA   GÜNDEM   SEKTÖR   GURME   GIDAGÜVENLİĞİ   BESLENME   HAYAT   MEVZUAT   EKONOMİ   ŞİRKETLER   FUAR   KİTAP   SÖYLEŞİ   İNSAN   AMBAR   ARTI   
Video Galeri Foto Galeri Anket Sitene Ekle Rss Akışı Arşiv Bize Ulaşın
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Komagene Uzakdoğu'da döner zinciri açacak
04 Haziran 2012, 17:21

Komagene Uzakdoğu'da döner zinciri açacak

Dünyaca ünlü pizzacı ve hamburgecilere meydan okuyan Komagene, fast-food'lara alternatif yaratmak üzere dünyaya açılıyor. Çiğ köfte ve döneri yaymak üzere kolları sıvayan tarihi marka işe, Çin'de Dönergene markasıyla zincir kurarak başlıyor

Her şey 1998 yılı sonunda patlayan ekonomik krizle başladı. Çiğ köfte başta olmak üzere geleneksel Türk lezzetlerini üreten Komagene, krizden nasibini alan firmalar arasındaydı. Marka, 80 şubeye ulaşmış olmasına rağmen ekonomik darboğaz sürecinde kendini toparlayamadı. Ta ki, bir matematikçinin kurduğu bilişim firması tarafından satın alınana kadar. O tarihten itibaren adını eski bir krallıktan alan Komagene markası koşmaya başladı. İki yıl içinde yurt dışı dahil toplam 312 şubeye ulaştı. Komagene markasını da bünyesinde barındıran Yörpaş A.Ş. Genel Müdürü Çetin Tekdemir, Komagene’yle dünya markası olmak üzere kolları sıvadıklarını hamburger ve pizzaya bir alternatif olarak yola çıktıklarını anlattı. Çiçeği burnunda ‘Dönergene’ dükkanlarıyla Çin başta olmak üzere ünlü pizzacı ve hamburgercilere rakip olmak üzere yola çıktıklarını söyleyen Çetin Tekdemir’le hikayesini, gıda sektörünü, proje ve yatırımlarını konuştuk.     

Matematikçiyken gıda patronu olmak nereden çıktı?

Aslında Boğaziçi Üniversitesi matematik bölümünü bitirdim. Ağırlıklı olarak ekonomide işletme ve ekonomiye de ilgim oldu. Babam memurdu ama benim satış ve pazarlama hep aklımdaydı. Merter’den tişört alıp sattığım bir dönem oldu. Bilişim şirketinde çalıştım. Ta ki kendi şirketimi kurana kadar. Ama ilk işim Türkmenistan’da ekonomi master’ı yaptığım dönemde aynı zamanda öğretmenlik yapmam oldu. 2004 yılında bilişimle ilgili kendi şirketimizi kurduk.

Bilişimle uğraşırken Komagene’yle yollarınız nasıl kesişti?

80 şubesi olan Komagene, 2008 krizinde darboğaza girmişti. Kendilerini birlikte iş yaptığımızdan dolayı zaten tanıyorduk. Bizim için yeni bir konuydu. Ama karlı bir iş olduğunu ve pazarın çok boş olduğunu gördük. Görüşmeleri tamamladık ve şirketi satın aldık. Şimdi ürün ve hizmet yelpazesi ile Türkiye’nin ve tabii ki dünyanın lider etsiz çiğ köfte zinciryiz. 2.5 yıl sonunda da ikisi yurt dışında olmak üzere 312 şubeyi kurmuştuk. Komagene, 2005 yılında ilk kez etsiz çiğ köfteyi piyasaya sundu. Sonra çiğ köftenin satıldığı dükkanlar oluşturmaya başlamışlar. O dönemde çiğ köftenin etsiz olması düşünülemezdi. Önce tereddütler olmuş tabii... Türkiye’de hâlâ hiç çiğ köfte yememiş, çiğ köftenin tadını bilmeyen bir kitle var.

Çiğ köfte müdavimleri ‘etsiz çiğ köfte mi olurmuş’ diyorlar...

Çiğ köftenin orijinali çiğ etle yapılandır. Ancak doğru şartlar yerine getirilmediğinde zararlı bakteriler ürediğinden yapılıdığı yerde hemen tüketilmeli. Nakliyesi, servisi, saklama koşulları oldukça zor. Etli çiğ köftenin merkezde üretilip dükkanlara dağıtılarak satılması gıda sağlığı açısından mümkün değil. Etsiz çiğ köfte de bu ihtiyaçtan doğdu.  Etli çiğ köfteye tepki gösteren bir kitleyi de çekmiş olduk. Olmayan bir pazarı oluşturduk. Gençliğin büyük çoğunluğu dürüm ve ayranı ciddi şekilde tüketiyor. Fast-food ve pizzaya karşı bir duruş oluşmaya başladı. Çünkü kolay, ucuz ve sağlıklı şekilde temin etmek mümkün. Satışlarımızın yüzde 50’si dürümden geliyor. Yeni bir konsept bu, 5 yılımız doldu.

Etsiz çiğ köftenin başka versiyonlarını deneyecek misiniz?

Ar-Ge sürekli çalışıyor. Maydanozlu isteyenler var... Yeşilliklerin çeşitlendirilmesi gündemde olabilir. Akdeniz usulü zeytinyağlı çiğ köfte geliyor mesela. Suşiyle deneyeceğiz. Ortada balığın konulduğu kısmı çiğ köfte ile doldurduk. Beğenen bir kesim yakaladık. Meyveli denemelerimiz var. Bu şekilde kendi içimizde çalışmalar yapıyoruz. Bunlar henüz yapılmadı ama zeytinyağlı olanı yakın zamanda piyasada olacak. Akdeniz usulü Ege’den daha çok talep görüyor.

Sizin başka ürünleriniz de var...

12 çeşit mezemiz var. Hepsi de el yapımı. Sarmadan içli köfteye, şakşukadan Amerikan salatasına, ezmeden kadayıf dolmasına hepsi burada ustalarımz tarafından yapılıyor. Son olarak Osmanlı Saray şerbetlerini ürettik. Dükkan sayımızı artırmaya çalışıyoruz. Çünkü ulaşılabilir olmak önemli. O nedenle pazara yeni kulvarlar açmaya çalışıyoruz. Bunlardan biri de on-line satış. İnternet üzerinde satışlarımız yakında başlıyor.

Hedeflerinizle ilgili neler söylersiniz, nereye kadar büyüyeceksiniz?

Ayda 130 ton çiğ köfte üretiyoruz, yılda bin 500 tonu buluyor. Cironun yüzde 70’i de buradan geliyor. Geçen yıl 14 milyon liralık bir ciroyla kapattık, bu yıl 20 milyon liraya çıkmasını hedefliyoruz. Diğer hizmetlerle beraber 50-60 milyon liralık bir iş hacmi var toplamda. 310 dükkanda da bin 500 kişiye istihdam sağlamış oluyoruz. Yeşillik bizim için ciddi bir maliyet oluşturuyor. 312 olan dükkan sayımızı ikiye katlayarak 700’leri ulaştırmak. Yurt dışında zincir oluşturmak. Bunları yavaş yavaş yapacağız.

Yeni yatırım ve projelerinize ilişkin neler söylersiniz? Yeni markalar planlıyor musunuz?

Yeni bir marka yaptık aslında, yakında hayata geçireceğiz. Dönergene... Türkiye’de ve Çin’de hemen hemen aynı zamanda hayata geçireceğiz. Et dünyada her yerde talep görüyor. 40-50 metrekare dükkanlarla döneri marka olarak dünyaya tanıtacağız. İlk durak da Çin. Endonezya, Tayland gibi ülkelerde dışarıda yeme kültürü çok yaygın. Diğer taraftan ısıtıcı alan herkes döner yapıyor ama hiçbiri marka değil, dolayısıyla da standardı yok. Biz ilk kez bir Türk markasıyla yola çıkıp zincirleşeceğiz. Türkiye’de de 50 mağaza açmayı planlıyoruz. Çin’de de temmuzda ilk dükkanımızı açmış olacağız. Çin’de bir dükkan bizim olacak ancak franchise sistemi ile zincir oluşturacağız. Endonezyalı’nın biri kendi ülkesinde döner zinciri kurmuş. Bine yakın noktada satıyor ama tabii bizim dönerimiz gibi değil. O, kurumuş eti kesip satıyor. Biz oralara kendi kültürümüzü götüreceğiz. Çin’de 3 yıl sonunda 200 dükkana ulaşmış olmayı hedefliyoruz. Çinli ortağımız hedefleri daha yüksek ama biz temkinli davranmayı tercih ediyoruz.

Sizden franchise almak isteyenlerin cebinden ne kadar para çıkacak?

Büyümeyi franchise vererek sağlayacağız. Bu yurt içinde de yurt dışında da böyle olacak. Önce dükkanın yeri ve işletmeciyi seçiyoruz. 25-30 metrekarelik dükkan olması önemli. Ama bazı bölgelerde oturmalı müşteri potansiyeli var. Özellikle Anadolu’da gençler oturup vakit geçirecek mekanlar istiyorlar, oralarda 100 metrekareye kadar çıkabiliyoruz. Büyükşehirlerde ise daha çok büfe tarzı büyüyoruz. Dönergene dükkanı açmanın yatırımcıya maliyeti 90-120 bin lira arasında olurken, Komagene yatırımcısı için bu rakam 20-30 bin lira arasında oluyor. Bu sistemde girişimci yatırdığı parayı 6 ayda geri kazanıyor.

Çin’de herkes dışarıda yiyor

Uzakdoğu’ya Türk kültürünü götürüyoruz. Çin’de 3 yıl sonunda 200 Dönergene dükkanına ulaşmış olmayı hedefliyoruz. Çinliler için dışarıda yemek çok olağan,herkes dışarıda yiyor, restoranlar hep dolu. Biz hamburgercilere rakip olacağız.

‘Çiğ köftecisin dediler AVM’de yer vermediler’

ÇİĞKÖFTE dükkanı açmak az maliyetli, 20-30 metrekarelik bir alan yetiyor.  Daha çok caddelerde kuvetliyiz avm’lerde de olmak istiyoruz. Bazılarında da varız ama bazıları hala çiğköfteyi farklı bir algıları olduğundan yer vermek istemiyor. Biz bu direnci kırmak için kampanyalar yapıyoruz. Üniversitelerde tadımlar yapıyoruz. Türkiye’de bildiğimiz ekmek arası köfteyi dünya markası yapıp satan markaların savaşı var. Bir marka yaratmışlar doğru tanıtım ve lojistikle. Ya da böyle kahve markaları var. O markalarla kıyasladığımızda daha gideceğimiz çok yol var belki ama çiğköfteyi hakir görmek doğru değil. Bu bizim kültürümüz, bitkisel, lezzetli ve sağlıklı.

Güney Amerikalılar dürüm, Hintliler tereyağ ve acı istiyor

HAMBURG ve Viyana’da dükkan açtık. Kazakistan ve Çin var sırada. 10 ülkede pazar araştırması yapıyoruz. En son Çin, Kore ve Endonezya’daydık. Endonezya’da Türk okullarına tadım günleri düzenledik. Hintliler çok beğendi. Pakistan, Ortadoğu, Türk Cumhuriyetleri’nde ciddi pazar görüyoruz. Afrika’nın bir kısmı, Güney Amerika ülkelerinin dürüm konseptine çok yatkın olduğunu gördük. Hindistan acılı  çiğ köfteyi tercih ederken, aynı zamanda ekmeği sıcak ve tereyağlı olarak talep ettiler.

Efsaneye göre ilk çiğ köfte Hz. İbrahim zamanında doğdu

KOMMAGENE Krallığı, bugünkü Adıyaman bölgesinde Persler ve Romalılar arasında, dönemin iki süper gücü ile barış içinde yaşamış bir devlet. Uygarlık tarihinde 300 yıl boyunca savaşmadan varlığını sürdüren başka bir devlet yok. 2 bin yıl öncesine kadar da hüküm sürmüş. Aynı bölgede, Şanlıurfa’da Hz. İbrahim’in ateşe atıldığı rivayet ediliyor. Bu olayın Kommagene uygarlığından 2 bin, günümüzden 4 bin yıl önce gerçekleşiyor. İşte çiğ köftenin tarihi de bu döneme dayanıyor. Dönemin Nemrut’u İbrahim peygamberin atılması için büyük bir ateş yakılmasını emreder. Kommagene’deki bütün odunlar toplanır. Bu sırada bir avcı avladığı ceylanı eve getirir. Hanımına yemek hazırlamasını söyler. Kadın odun bulup ateş yakamaz. Ceylan’ın but tarafından etini ayırır. Taşla ezdiği eti bulgur, biber ve tuzla karıştırarak yoğurur. Böylece ilk çiğ köfte yapılmıştır.

Bu içerik 2300 defa okundu.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Diğer Haberler

HABER HATTI

BIZI TAKIP EDIN

 TWITTER   FACEBOOK   AHSAR   GOOGLE+   

GAZETE GIDA'DA ARA


Gelişmiş Arama

GOOGLE'DA ARA

  •  
  •  
  •  

  • Bugün haber eklenmedi.

  • Son 7 gün haber eklenmedi.

  • Bu ay haber eklenmedi.

KONUK YAZARLAR

A.Rasim Küçükusta A.Rasim Küçükusta
ALÜMİNYUM FOLYOLAR SAĞLIĞIMIZI RİSKE ATIYOR
Güngör Uras Güngör Uras
Gıda maddeleri ithalatının üçte biri yağlı tohumlardan
Selim İleri Selim İleri
Pilavların dünyası
Erdem Yeşilada Erdem Yeşilada
Profesörden seçme saçmalar
Erkan Topuz Erkan Topuz
Meyvelerin kabuklarındaki mucizevi şifa
Emre Aköz Emre Aköz
Üzüm üzüme baka baka
Rüştü Bozkurt Rüştü Bozkurt
Önemli bir proje: Çocuk maması üretimi
Çapar Kanat Çapar Kanat
Tuhaf bir et ithalatı
Süleyman Yaşar Süleyman Yaşar
Türkiye'nin suyunu yabancı sermaye ele geçiriyor
Mehveş Evin Mehveş Evin
Kuraklık herkesi perişan edecek
Nedim Atilla Nedim Atilla
Bir deneysel mutfak çalışması... Antik Likya'nın lezzetleri
Fikri Türkel Fikri Türkel
Arıcılık, sadece bal üretimi değildir
Osman Arolat Osman Arolat
Dünya sebze-meyve piyasası ve biz
Osman Müftüoğlu Osman Müftüoğlu
Ekmeğin siyahı makarnanın yoğurtlusu
Selahattin Dönmez Selahattin Dönmez
Tuz yerine baharat
Mehmet Yaşin Mehmet Yaşin
Tencereden geçmişi okumak
Vahap Munyar Vahap Munyar
Yeterli kuru fasulye var mı ona bakarım fiyat yetkim yok
Mustafa Kutlu Mustafa Kutlu
Gıda hegemonyasına meydan okuyor
Mehmet Şeker Mehmet Şeker
Ayran siyasi simge olunca, içen ayrı düşer
Ali Ekber Yıldırım Ali Ekber Yıldırım
Ürün doğrulama ve takip sistemi...
Haşmet Babaoğlu Haşmet Babaoğlu
Simit!
Mustafa Altuntaş Mustafa Altuntaş
Kurban, hayvancılık ve veteriner hizmetleri
Yavuz Dizdar Yavuz Dizdar
Okul yemeklerinin kalitesizliği, almanız gereken ciddi önlemler
Ali Saydam Ali Saydam
Bizim köftecilere 'iletişim şart!'..
Nevin Halıcı Nevin Halıcı
Mübarek’i pilavla indirmek pişi ile göndermek
Hayrettin Karaman Hayrettin Karaman
Açık büfe israfı
Hikmet Boyacıoğlu Hikmet Boyacıoğlu
Ekmek ile ilgili doğrular, yanlışlar ve efsaneler
Mehmet Mert Mehmet Mert
Bitkisel üretimde kendimize yeterli miyiz?
Kemal Özer Kemal Özer
Meyve böceklerinden nasıl korunuruz?
Gila Benmayor Gila Benmayor
Altın bileziğimiz: Gastronomi
Yaşar Nuri Öztürk Yaşar Nuri Öztürk
Kur’an’a göre helal gıda
Simge Çıtak Simge Çıtak
Diyetkolik misiniz?
Nihal Kemaloğlu Nihal Kemaloğlu
Zehirli şekerimiz "nereden" geliyor?
Taylan Erten Taylan Erten
GDO'lu mısır pancara karşı
Bülent Şık Bülent Şık
Sarıkeçili yörükler ve GDO'lu pirinçler
Melis Alphan Melis Alphan
Çocuk mu kandırıyorsunuz?
Celel Toprak Celel Toprak
Sağlıklı beslenme için ortak akıl arayışı
Yaşar Süngü Yaşar Süngü
Yoksulluk, ekmeği çöpe atmakla başlıyor
Damla Çeliktaban Damla Çeliktaban
Mayanın mayası
Hilmi Develi Hilmi Develi
Plastikçilerin derdi bitmiyor..
Koray Çalışkan Koray Çalışkan
GDO-kanser ilişkisi kanıtlandı
İsmet Berkan İsmet Berkan
Demek GDO'da da bilime ihtiyaç varmış...
Esen Evran Esen Evran
Fransızlar durdu Sabancı Dia'da gazladı
Kadir Dikbaş Kadir Dikbaş
Gıdadan ilk sinyaller
Ali Ağaoğlu Ali Ağaoğlu
Hububat rallisi
Meral Tamer Meral Tamer
Organik sebze-meyveye lezzet de geldi
Funda Özkan Funda Özkan
'Okul sütünde AK Parti'ye sorulacak tek soru var'
Abdurrahman Yıldırım Abdurrahman Yıldırım
Tarım ve turizm stratejik sektörler
Cüneyt Özdemir Cüneyt Özdemir
Sütten ağzı yanan hükümet
Metin Münir Metin Münir
Tohumların dünyasında
Yasemin Bradley Yasemin Bradley
Uzun yaşam reçetelerinden biri gün aşırı aç kalmak

E-BÜLTEN


Ad Soyad:
E-Posta: