Gazete Gıda surfcera
Facebook     FriendFeed     Twitter
ANASAYFA   GÜNDEM   SEKTÖR   GURME   GIDAGÜVENLİĞİ   BESLENME   HAYAT   MEVZUAT   EKONOMİ   ŞİRKETLER   FUAR   KİTAP   SÖYLEŞİ   İNSAN   AMBAR   ARTI   
Video Galeri Foto Galeri Anket Sitene Ekle Rss Akışı Arşiv Bize Ulaşın
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Türkiye'de gıda güven-siz-liği
16 Nisan 2012, 01:37

Türkiye'de gıda güven-siz-liği

Bülent Şık
Akdeniz Üniversitesi Gıda Güvenliği ve Tarımsal Araştırmalar Merkezi

Bir gıda ürünü hepsi de mevzuatta belirtilen eşik değerlerin altında kalan 5 veya 7 tane zehirli kimyasal madde içerirse ne olur veya bedenimize beslenme yolu ile birden fazla sayıda pestisit girdiğinde nelere yol açar?

Gıda güvenliği, gıda kaynaklı hastalıklara neden olan biyolojik, fiziksel ve kimyasal etkenleri önleyecek şekilde gıdaların işlenmesi, hazırlanması, taşınması, depolanması ve son tüketiciye sunulması sürecini ele alan bir yaklaşım. Bu yaklaşım yeterli ve dengeli bir beslenme ile sağlıklı bir yaşam arasında köprü işlevi görür. Gıda güvenliği açısından en çok risk oluşturan unsurların başında, hastalık yapan mikro organizmalar gelir. Buna ek olarak, tarımsal üretimde kullanılan pestisitler (zehirli kimyasal maddeler) ve çevre kirlenmesinin bir sonucu olarak gıdalara bulaşan zehirli maddeler de insan sağlığını tehdit eden önemli risk unsurlarından bazıları. Gıda güvenliği kapsamında yapılan çalışmalar bu risk unsurlarını ortadan kaldırmayı amaçlar.

Greenpeace raporu

Geçtiğimiz günlerde medyada Greenpeace Almanya Ofisi tarafından yayınlanan ‘Pestisitsiz Gıda: Meyve ve Sebze İçin Alışveriş Rehberi’ adlı rapor ve ülkemizde konuyla ilgili kurum ve kişilerin bu raporda açıklanan sonuçlara yönelik değerlendirmeleri yer aldı. Raporda Türkiye’den Almanya’ya ihraç edilen bazı gıda ürünlerinde tarımsal üretimde kullanılan zehirli kimyasal maddeler tespit edildiği belirtiliyordu. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı yetkilileri tarafından yapılan değerlendirmelerde ise raporun gerçeklere dayanmadığı ve dış ticaretimizi baltalamak için hazırlandığı açıklandı. Bir bakıma Greenpeace örgütü belli kesimlerin çıkarlarına hizmet etmekle suçlandı. Yine Bakanlık yetkilileri tarafından ülkemizde meyve sebze üretiminde gıda güvenliğini sağlamak için alınması gereken bütün önlemlerin alındığı ve tüketicilerin paniğe kapılmaması gerektiği vurgulandı. Bu konu ile ilgili çeşitli değerlendirmeler ve Greenpeace Akdeniz Ofisi’nin suçlamalara verdiği yanıtlar internet sitelerinde mevcut ve ayrıntıları merak edenler kolayca ulaşabilir. Gıdalarda bulunan pestisit kalıntıları medyada çok sık yer alan konulardan biri ve bu yazıda konuya yeni tartışma kanalları açabilecek bir katkı sunmaya çalışacağım.
Tarım ürünlerini çeşitli zararlılardan korumak amacıyla pestisit adı verilen kimyasal maddeler kullanılıyor. Ancak bu maddeler ürünlerde kalıntı bırakabiliyor. Gıdalardaki pestisit kalıntıları ise insan sağlığını olumsuz yönde etkiler. Maruz kalınan pestisitlerin dozuna ve zamana bağlı olarak akut veya kronik çeşitli sağlık sorunları ortaya çıkar. Bu sorunlara yol açmamak için gıdalarda bulunan pestisit kalıntılarının belirli eşik değerleri aşmaması gerektiği kabul edilir. Yani, bir gıda ürününde bulunan pestisit kalıntısının mevzuatta izin verilen eşik değerler aşılmadığı sürece sağlığa zararlı olmayacağı kabul edilir. Ancak son yıllarda elde edilen bilgiler bu inancın sorgulanması gerektiğine işaret ediyor.

Tarımsal üretimde kullanılan kimyasal yapıları farklı yüzlerce çeşit pestisit vardır. Hangi pestisitin hangi gıda ürününde kullanılacağı yasal kurallara bağlı. Bir gıda ürününün üretiminde farklı özelliklere sahip birden fazla sayıda pestisit kullanılabilir. Doğrusu kullanılıyor da. Böyle bir durumda ise, gıda ürününde birden fazla sayıda pestisitin kalıntı bırakacağı çok açık. Şu anki bilimsel bilgi düzeyimizle tek bir pestisitin yol açacağı sağlık sorunlarını kısmen de olsa belirleyebiliyoruz. Ancak gıda ürünlerinde bulunan pestisit kalıntılarının sayısı birden fazla olduğunda bunun ne gibi sağlık sorunlarına yol açacağını ise çok az biliyoruz. Gün içerisinde çok çeşitli gıda maddeleri yediğimiz ve her bir gıda ürününden de çeşitli sayıda pestisit gelebileceği dikkate alınırsa, konunun önemi daha çok anlaşılacaktır. Soru şudur: Bir gıda ürünü hepsi de mevzuatta belirtilen eşik değerlerin altında kalan 5 veya 7 tane pestisit içerirse ne olur veya bedenime beslenme yolu ile birden fazla sayıda pestisit girdiğinde nelere yol açar? Ne var ki, böyle bir durumda sağlığa zararlı etki nedir sorusunun sağlıklı bir yanıtı yok.

Avrupa ve Türkiye

Yukarıda belirttiğimiz sorun, sadece ülkemize özgü bir sorun da değil. Bir karşılaştırma ölçütü sunması açısından Avrupa Birliği üyesi ülkelerde her yıl gıda ürünlerinde düzenli olarak yapılan pestisit kalıntısı analizi çalışmalarına kısaca bakalım. 2008’de üye ülkelerde yapılan denetim çalışmalarının tamamı gözden geçirilmiş. Bu gözden geçirme çalışmasında, analiz edilen gıda numunelerinin yüzde 5’inde mevzuatta belirlenen eşik değerlerin üzerinde pestisit kalıntısı belirlenmiş. Aynı çalışmalarda analiz edilen gıda numunelerinin yüzde 23’ünde ise birden fazla sayıda pestisit kalıntısı belirlenmiş. Bunun önemli bir sorun olduğu çeşitli araştırmacılar tarafından dile getiriliyor. Ülkemizde yapılan denetim çalışmalarında nedense hiç dikkate alınmayan bir değerlendirme ölçütüdür bu. Örneğin, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından 2009’da 2262 gıda numunesinde pestisit kalıntısı analizi yapıldı ve yüzde 7’sinin eşik değerlerin üzerinde pestisit kalıntısı içerdiği ortaya çıktı. Ancak, gıda örneklerinin ne kadarının birden fazla sayıda pestisit kalıntısı içerdiğine yönelik bir değerlendirme yapılmıyor. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından en azından son on yıl içinde yapılan denetim çalışmalarında hangi gıda ürününde birden fazla sayıda pestisit kalıntısı tespit edildiği ve bu kalıntıların düzeyinin ne olduğu açıklığa kavuşturulmalı. Amacım ülke ticaretini baltalamak veya çiftçilerimizi zor durumda bırakmak değil. Kamu ve çevre sağlığı önemlidir. Her şey kontrol altındaymış veya sorun yokmuş gibi bir algı oluşturmaktansa, bunun hiç de öyle olmadığını, olmayabileceğini dile getirmek bir şeyleri düzeltmek için gerçekten neler yapılması gerektiğini düşünmemizi sağlayabilir. Medyanın bu konunun ısrarlı takipçisi olması son derece önemli. Bu konu açıklığa kavuşmadığı sürece medyada bu konuda dile getirilen her şey eksik ve yetersiz bir temele dayalı olacaktır. 

Bu içerik 1491 defa okundu.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Diğer Haberler

HABER HATTI

BIZI TAKIP EDIN

 TWITTER   FACEBOOK   AHSAR   GOOGLE+   

GAZETE GIDA'DA ARA


Gelişmiş Arama

GOOGLE'DA ARA

  •  
  •  
  •  

  • Bugün haber eklenmedi.

  • Son 7 gün haber eklenmedi.

  • Bu ay haber eklenmedi.

KONUK YAZARLAR

A.Rasim Küçükusta A.Rasim Küçükusta
ALÜMİNYUM FOLYOLAR SAĞLIĞIMIZI RİSKE ATIYOR
Güngör Uras Güngör Uras
Gıda maddeleri ithalatının üçte biri yağlı tohumlardan
Selim İleri Selim İleri
Pilavların dünyası
Erdem Yeşilada Erdem Yeşilada
Profesörden seçme saçmalar
Erkan Topuz Erkan Topuz
Meyvelerin kabuklarındaki mucizevi şifa
Emre Aköz Emre Aköz
Üzüm üzüme baka baka
Rüştü Bozkurt Rüştü Bozkurt
Önemli bir proje: Çocuk maması üretimi
Çapar Kanat Çapar Kanat
Tuhaf bir et ithalatı
Süleyman Yaşar Süleyman Yaşar
Türkiye'nin suyunu yabancı sermaye ele geçiriyor
Mehveş Evin Mehveş Evin
Kuraklık herkesi perişan edecek
Nedim Atilla Nedim Atilla
Bir deneysel mutfak çalışması... Antik Likya'nın lezzetleri
Fikri Türkel Fikri Türkel
Arıcılık, sadece bal üretimi değildir
Osman Arolat Osman Arolat
Dünya sebze-meyve piyasası ve biz
Osman Müftüoğlu Osman Müftüoğlu
Ekmeğin siyahı makarnanın yoğurtlusu
Selahattin Dönmez Selahattin Dönmez
Tuz yerine baharat
Mehmet Yaşin Mehmet Yaşin
Tencereden geçmişi okumak
Vahap Munyar Vahap Munyar
Yeterli kuru fasulye var mı ona bakarım fiyat yetkim yok
Mustafa Kutlu Mustafa Kutlu
Gıda hegemonyasına meydan okuyor
Mehmet Şeker Mehmet Şeker
Ayran siyasi simge olunca, içen ayrı düşer
Ali Ekber Yıldırım Ali Ekber Yıldırım
Ürün doğrulama ve takip sistemi...
Haşmet Babaoğlu Haşmet Babaoğlu
Simit!
Mustafa Altuntaş Mustafa Altuntaş
Kurban, hayvancılık ve veteriner hizmetleri
Yavuz Dizdar Yavuz Dizdar
Okul yemeklerinin kalitesizliği, almanız gereken ciddi önlemler
Ali Saydam Ali Saydam
Bizim köftecilere 'iletişim şart!'..
Nevin Halıcı Nevin Halıcı
Mübarek’i pilavla indirmek pişi ile göndermek
Hayrettin Karaman Hayrettin Karaman
Açık büfe israfı
Hikmet Boyacıoğlu Hikmet Boyacıoğlu
Ekmek ile ilgili doğrular, yanlışlar ve efsaneler
Mehmet Mert Mehmet Mert
Bitkisel üretimde kendimize yeterli miyiz?
Kemal Özer Kemal Özer
Meyve böceklerinden nasıl korunuruz?
Gila Benmayor Gila Benmayor
Altın bileziğimiz: Gastronomi
Yaşar Nuri Öztürk Yaşar Nuri Öztürk
Kur’an’a göre helal gıda
Simge Çıtak Simge Çıtak
Diyetkolik misiniz?
Nihal Kemaloğlu Nihal Kemaloğlu
Zehirli şekerimiz "nereden" geliyor?
Taylan Erten Taylan Erten
GDO'lu mısır pancara karşı
Bülent Şık Bülent Şık
Sarıkeçili yörükler ve GDO'lu pirinçler
Melis Alphan Melis Alphan
Çocuk mu kandırıyorsunuz?
Celel Toprak Celel Toprak
Sağlıklı beslenme için ortak akıl arayışı
Yaşar Süngü Yaşar Süngü
Yoksulluk, ekmeği çöpe atmakla başlıyor
Damla Çeliktaban Damla Çeliktaban
Mayanın mayası
Hilmi Develi Hilmi Develi
Plastikçilerin derdi bitmiyor..
Koray Çalışkan Koray Çalışkan
GDO-kanser ilişkisi kanıtlandı
İsmet Berkan İsmet Berkan
Demek GDO'da da bilime ihtiyaç varmış...
Esen Evran Esen Evran
Fransızlar durdu Sabancı Dia'da gazladı
Kadir Dikbaş Kadir Dikbaş
Gıdadan ilk sinyaller
Ali Ağaoğlu Ali Ağaoğlu
Hububat rallisi
Meral Tamer Meral Tamer
Organik sebze-meyveye lezzet de geldi
Funda Özkan Funda Özkan
'Okul sütünde AK Parti'ye sorulacak tek soru var'
Abdurrahman Yıldırım Abdurrahman Yıldırım
Tarım ve turizm stratejik sektörler
Cüneyt Özdemir Cüneyt Özdemir
Sütten ağzı yanan hükümet
Metin Münir Metin Münir
Tohumların dünyasında
Yasemin Bradley Yasemin Bradley
Uzun yaşam reçetelerinden biri gün aşırı aç kalmak

E-BÜLTEN


Ad Soyad:
E-Posta: