Gazete Gıda surfcera
Facebook     FriendFeed     Twitter
ANASAYFA   GÜNDEM   DÜNYA   MUTFAK   SEKTÖR   G.GÜVENLİĞİ   DESTEK   EKO   FİRMA   HAYAT   MEVZUAT   FUAR   BİLİM   BESLENME   KİTAP   YURT   SÖYLEŞİ   İNSAN   ARTI   
Video Galeri Foto Galeri Anket Sitene Ekle Rss Akışı Arşiv Bize Ulaşın
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
GÜÇLÜ TOKER: YENİ GİRİŞLER SÜRPRİZ OLMAZ
08 Eylül 2011, 14:42

GÜÇLÜ TOKER: YENİ GİRİŞLER SÜRPRİZ OLMAZ

787 milyon TL cirolu şirketin kaptanı, gıdada gidilecek daha çok yol olduğunu düşünüyor

Gıda, son dönemde adından en fazla söz ettiren alanların başında geliyor. Özellikle iklim dengelerinin değişimi, nüfus artışı ve kaynakların azalması sektörün stratejik anlamda potansiyelini artırıyor. Türkiye'nin dev gıda şirketlerinden Tat Konserve'nin genel müdürü Güçlü Toker de aynı görüşte. Özellikle Türkiye'de gıdanın cazibesini koruduğunu düşünüyor. Sektörün henüz doymamış olduğundan bahsediyor. Hatta ona göre sektördeki büyük oyuncular bile potansiyele göre oldukça küçük kalmış durumda. "Daha gidilecek çok yol, kazanılacak çok gelir var" diyen Toker, son dönemde yatırım anlamında sektörün sessiz kaldığı görüşüne de katılmıyor. Tarım ve gıda gibi uzun vadeli işlerin cazibesini artırdığına değiniyor. Sektöre yeni girişler de bekleyen Toker, yine de gıdanın çok kolay bir iş olmadığına dikkat çekiyor ve ekliyor: "Bu nedenle gıdayı zaten iş olarak yapan yabancı bir şirketin Türkiye'ye markasıyla girmesi daha olası." Tat Konserve Genel Müdürü Güçlü Toker'le gıda sektöründeki son durumu, fırsatları, büyüme alanlarını ve gıdadaki planlarını konuştuk:

Gıda sektörünün toplam büyüklüğünü ölçmek mümkün mü?
Sektörde merdiven altı çok fazla. Bu nedenle pazarın büyüklüğüyle ilgili ancak tahmin yürütülüyor. Gıda dendiğinde süt, et, konserve, tahıl, bakliyat, şekerleme, çikolata, meyve suyu, gazlı ve gazsız içecek, alkollü içecek gibi pek çok kategori işin içine giriyor. En az 100 milyar liraya yaklaşan bir büyüklükten söz etmek mümkün diye düşünüyorum.

Yatırım açısından baktığınızda sektörün cazibesi nedir?
Türkiye tarafından bakıldığında pazar oldukça geniş. Ancak, artık tek başına Türkiye, şirketler için yeterli değil. Türkiye'deki büyük şirketlerin her birinin ihracat ayağı da var. Yakın ya da uzak bölgelere ihracat yapan ve ürünlerini dünya fiyatlarıyla rekabet ederek satabilen şirketler mevcut. Türkiye için en önemli konu ucuz ve kaliteli hammadde üretebilmek. Şu anda tarımsal üretimi ürüne çevirecek sanayi Türkiye'de zaten var. Şirketler var, yatırımlar yapılmış durumda. Burada mühim olan hammadde. Hammadde ekonomik bir şekilde yurtiçinden ya da yurtdışından makinelerin içine sokulabilirse çıkan ürün dünyanın her yerinde satılabilir nitelikte.

Son dönemde gıdaya yeni giriş yok gibi. Bunun nedeni nedir?
Sektör sessiz görünüyor, ancak aslında öyle değil. Sonuçta her iş ekonomik olarak değerlendirilir. Özel sektör parasını en çok kazanacağı yere koyar. Bundan önceki 20 yılda olduğu gibi en çok para bankadan geliyorsa oraya yatırım yapar. Son dönemde faizlerin düşmesi, gıda gibi daha uzun vadede getiri getirecek işlere yatırım yapma imkanını doğurdu. Ziraat ve gıda uzun vadeli işler olarak görülebilir. Aldım, sattım, aradaki parayı cebime koydum durumu yok. Uzun vadeli işe yatırıma ise şu anda Türkiye konjonktürü daha uygun. Gıda şirketleri aslında halen dünya ölçeğinde bakıldığında küçük ölçekli. Gıda şirketlerinin hedeflerinin de büyümesi gerekli.

Gıdaya yeni girişler bekliyorsunuz o zaman...
Yeni girişler olabilir, olmaması için bir neden yok. Belirttiğim gibi mevcut büyük şirketler bile aslında çok küçük. Bu şirketlerin her birinin piyasa değerlerine ve yaptıkları cirolara baktığınız zaman Türkiye gibi tarımsal altyapısı olan bir ülkede bizim boyutlarımızdaki şirketler çok ufak. Yani yeni giriş olması sürpriz olmaz.

Tat gibi şirketler çıkar mı diyorsunuz?
Çıkabilir. Tabii ki çok kolay iş değil. Bunu zaten iş olarak yapan yabancı bir şirketin Türkiye'ye markasıyla girmesi daha olası. Sonuçta pazarda çok büyük oyuncu yok. Ancak çok yüksek potansiyeli olan alanlar var.

Gıdada özellikle hangi alanlarda fırsat olduğunu düşünüyorsunuz?
Fırsattan ne anladığınızla ve ne kadar ileriye baktığınızla çok alakalı bir soru bu. Eğer uzun vadeli bakarsanız ziraat işinde çok büyük fırsatlar var. Biz Urfa'daki işlerimize başladığımızdan bu yana hep aynı şeyi söylüyorum: Oradaki tabi imkanlar ve şartlar büyük ölçekte sanayi tipi ziraat yapmaya imkan veriyor. Türkiye lojistik olarak çok iyi bir yerde. Doğru düzgün ziraat yapıldığı zaman bunun paraya çevrilmesi ve satılabilir bir ürüne dönüştürülmesi mümkün.

Türkiye'nin en büyük gıda devlerinden birisiniz. Size satın alma ve ortaklık teklifleri var mı?
Bize ilgi her zaman var. Çünkü, İMKB'de işlem gören halka açık bir şirketiz. Çeşitli yatırımcı şirketler de geliyor. Halka açık bir şirket olarak kanunen ne yapmamız gerekiyorsa yapıyoruz.

Capital: Satmak gibi bir düşünce var mı?
Onu patron bilir.

Geçmişte Rahmi Koç, gıdanın sıkıntılı işler arasında yer aldığını söylüyordu. Halen böyle bir durum var mı?
Onu kendisine sormanız lazım tabii. Sonuçta gıda işi Koç Holding'in işleri içinde bakıldığı zaman çok büyük bir ölçeğe sahip değil. Bizim ciromuz geçen yıl 787 milyon TL'ydi. Tat'ın, Koç Holding'in cirosunun içinde baktığınız zaman ki biz her ne kadar Türkiye'nin büyük gıda şirketlerinden biri olsak da ufak bir getirisi var. Bu nedenle de holdingin esas işleri içinde gıda işi gösterilmiyor. Bu demek değildir ki biz bu işten çıkmaya ya da satmaya çalışıyoruz. Şu anda böyle bir durum yok.

Holding genel stratejisinde de kârlı işlere odaklanarak bazı şirketleri konsolide etme yoluna gitti. Bu hedefin bir uzantısı olarak böyle bir tasarrufa gidilebilir mi?
Bu tür stratejik değişimleri çok tabi gelişmeler olarak görmek lazım. İşlerin çok statik olması gerekmez. Ne yapılacağı insanların öngörüleri, yapmak istedikleri ve almak istedikleri pozisyonlarla çok alakalı.

Sizin ortaklık ya da satın alma gibi düşünceleriniz var mı?
Şirket olarak işimizin geleceği için iyi olacağını düşündüğümüz her konuya olumlu bakıyoruz. Her yöne bakmaya etrafa entegre olmaya ve ilişki kurmaya mecburuz. Son dönemde böyle bir durum olmadı ama sıcak bakıyoruz.

Şu anda en fazla büyüme gösteren alanınız hangisi?
Her işimiz istikrarlı şekilde büyüyor diyebiliriz. Biz faaliyette bulunduğumuz işlerde çok ciddi rakamlara ulaşmış değiliz. Et ve et ürünleri 271 milyon TL civarında, süt ve süt ürünleri 249 milyon TL, salça ve konserve işimiz ise 218 milyon TL civarında bir ciroya sahip. Pazarda sütte mesela 1 milyar TL'lik ciroya ulaşmış bir Sütaş var. Bizim bütün markalı ürünlerimizde daha gidilecek çok yol ve yapılacak çok iş var.

Sizde birleşme çok sancılı olmuştu. Gıdada dişe dokunur bir büyüklüğe ulaşmaktı amaç. Bunu başardınız mı?
Birleşmenin ardından bazı sıkıntılar oldu. Biz işimize kısa, orta ve uzun vadede baktık. Oradaki sıkıntıların hemen çözülmesi gerekiyordu. O sırada orta ve uzun vadeli işleri de bir şekilde yapmaya çalıştık. Şu anda zarar etme sıkıntısı yok şirketlerin.

Halen birbirinden farklı işler bunlar. Yeniden ayrılabilir misiniz?
Bence bu sorunun cevabı şu: Birleşmiş olarak da kalsak ayrı ayrı da olsak bu işin nasıl yönetildiği önemli. Birlikte olmanın ve belli bir ciroya sahip olmanın sinerjisi var. Örneğin, bir iş, dış bir faktörden dolayı iyi bir dönem geçirdiğinde, o zaman şirketin geneli daha rahat hareket ediyor. Mesela Tat ve Maret ayrı ayrı şirketler olsaydı hayvancılık konusunda yaşanan bu ithalat sıkıntısı nedeniyle herkesin içi kararırdı. Ancak tek bir ekip tarafından da birbirine benzemez 4 işin yürütülmesine imkan yok.

Birleşme, markaların hızının kesilmesine neden olmuyor mu? Sütü ele alalım. Kolaylıkla tek başına 1 milyar TL ciro yakalanabiliyor.
Doğru, bu son derece önemli bir etken. Yönetimin bir konu üzerinde ihtisaslaşması ve bir konu üzerinde yoğunlaşması çok önemli. Örneğin, Sütaş'ta çok ciddi bir yönetim gücü var. İşin başındaki Muharrem Bey'den alta kadar işinde çok ehil, çok kuvvetli ve 24 saat sadece buişle uğraşan insanlar mevcut. SEK için baktığınızda da yine aynı şekilde hareket ediyor olmamız lazım. Yani iyi kadro olmadığı zaman yapacak bir şey yok. O zaman da çatının nasıl olduğu çok önemli değil. Bizde de bütün operasyonların ayrı ayrı yönetimleri mevcut. Her iş kendi içinde yönetiliyor.

Besicilikle ilgili karışık sinyaller verdiniz. Uzun dönemde bu işten çıkıyor musunuz?
Çıkmadık. Vergi mevzuatı değiştiği zaman bu işte bize kırmızı ışık yandı. Devlet vergiyi öyle bir hale getirdi ki dışarıdan getirilen hayvanın maliyeti Türkiye'de ağzınızla kuş tutsanız ulaşacağınız maliyetten yüzde 30 aşağıdaydı. 3 ay hiç yeni hayvan alamadık. Sonra yüzde 30 olan vergi yüzde 45'e çıktı, o zaman almaya başladık. Ancak ithal yavru hayvan aldık. Şimdi verginin yüzde 45'ten de yüzde 60'a çıkacağı söyleniyor. Yüzde 45'lik vergiyle yurtiçinden hayvan alamıyoruz. Yüzde 60'a çıktığında en azından sarı ışık yanmış olacak.

Capital: Nasıl bir büyüme ivmesine sahipsiniz?
- 2010 yılı konsolide ciromuz 787 milyon TL'ydi. 2011 yılında da aynı seviyeleri korumayı bekliyoruz. İşimiz doymuş bir işe göre hızlı büyüyor diyebiliriz. Bizim büyüme hedeflerimiz çok daha agresifti. Harran Ovası'ndaki işlere baktığımızda 20092010 ciro artışı yüzde 100 oldu. Ama yine yapılan iş bakımından bizim hedeflerimiz daha da büyüktü. Şirketimiz genel olarak kârlı ve sağlıklı bir şekilde büyüyor.

Gıdada kârlı büyümek kolay mı?
Bizim faaliyette bulunduğumuz alanlarda iyi iş yapıldığında kârlı büyüme imkanı var. Büyük şirketlerin çoğu, bu faaliyetlerini kârlı bir şekilde yürütüyor. Sektör ivme kazanmış durumda. Büyük oyuncular çok büyük pazar paylarına ulaştıklarında ya da doymuş bir pazarda kârlılık sıkıntısı olur. Doymuş bir pazarda piyasa payını artırmak için harcanan para kârlılıktan yiyor. Hünüz öyle bir durum yok.

Faaliyette bulunduğunuz alanlarda pazar payınız ve penetrasyon oranınız nedir?
Salçada yurtiçi ciro bazlı pazar payımız yüzde 38. Ağırlıklı dağıtım oranımız yüzde 92. Et ürünlerinde pazar payı yüzde 12, dağıtım oranı yüzde 64. Süt ve süt ürünlerinde yüzde 12 pazar payına, yüzde 90 dağıtım oranına sahibiz. Son olarak makarnada yüzde 9'luk pazar payımız var.

İhracatın cironuz içinde ne kadarlık payı var?
35 milyon dolarlık bir ihracatımız var. Hedeflerimize ulaştığımız zaman bu rakam 150-200 milyon dolar civarına çıkacak. (Capital Dergisi)

Bu içerik 4055 defa okundu.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Diğer Haberler

HABER HATTI

BIZI TAKIP EDIN

 TWITTER   FACEBOOK   AHSAR   GOOGLE+   

GAZETE GIDA'DA ARA


Gelişmiş Arama

GOOGLE'DA ARA

KONUK YAZARLAR

Güngör Uras Güngör Uras
Hesap kitap oyunuyla enflasyon düşürülemez
Rüştü Bozkurt Rüştü Bozkurt
Önemli bir proje: Çocuk maması üretimi
Çapar Kanat Çapar Kanat
Tuhaf bir et ithalatı
Süleyman Yaşar Süleyman Yaşar
Türkiye'nin suyunu yabancı sermaye ele geçiriyor
Mehveş Evin Mehveş Evin
Kuraklık herkesi perişan edecek
Nedim Atilla Nedim Atilla
Bir deneysel mutfak çalışması... Antik Likya'nın lezzetleri
Fikri Türkel Fikri Türkel
Arıcılık, sadece bal üretimi değildir
Osman Arolat Osman Arolat
Dünya sebze-meyve piyasası ve biz
Erkan Topuz Erkan Topuz
Enginar kanserin yayılmasını önlüyor
Osman Müftüoğlu Osman Müftüoğlu
Ekmeğin siyahı makarnanın yoğurtlusu
Selahattin Dönmez Selahattin Dönmez
Tuz yerine baharat
Mehmet Yaşin Mehmet Yaşin
Tencereden geçmişi okumak
Erdem Yeşilada Erdem Yeşilada
Bal, bitki çaylarının antioksidan etkisini artırıyor
Vahap Munyar Vahap Munyar
Yeterli kuru fasulye var mı ona bakarım fiyat yetkim yok
Mustafa Kutlu Mustafa Kutlu
Gıda hegemonyasına meydan okuyor
Mehmet Şeker Mehmet Şeker
Ayran siyasi simge olunca, içen ayrı düşer
Ali Ekber Yıldırım Ali Ekber Yıldırım
Ürün doğrulama ve takip sistemi...
Haşmet Babaoğlu Haşmet Babaoğlu
Simit!
A.Rasim Küçükusta A.Rasim Küçükusta
Tavuk etiniz mikroplu mu olsun antibiyotikli mi?
Mustafa Altuntaş Mustafa Altuntaş
Kurban, hayvancılık ve veteriner hizmetleri
Yavuz Dizdar Yavuz Dizdar
Okul yemeklerinin kalitesizliği, almanız gereken ciddi önlemler
Ali Saydam Ali Saydam
Bizim köftecilere 'iletişim şart!'..
Nevin Halıcı Nevin Halıcı
Mübarek’i pilavla indirmek pişi ile göndermek
Hayrettin Karaman Hayrettin Karaman
Açık büfe israfı
Hikmet Boyacıoğlu Hikmet Boyacıoğlu
Ekmek ile ilgili doğrular, yanlışlar ve efsaneler
Mehmet Mert Mehmet Mert
Bitkisel üretimde kendimize yeterli miyiz?
Kemal Özer Kemal Özer
Meyve böceklerinden nasıl korunuruz?
Gila Benmayor Gila Benmayor
Altın bileziğimiz: Gastronomi
Yaşar Nuri Öztürk Yaşar Nuri Öztürk
Kur’an’a göre helal gıda
Simge Çıtak Simge Çıtak
Diyetkolik misiniz?
Nihal Kemaloğlu Nihal Kemaloğlu
Zehirli şekerimiz "nereden" geliyor?
Taylan Erten Taylan Erten
GDO'lu mısır pancara karşı
Bülent Şık Bülent Şık
Sarıkeçili yörükler ve GDO'lu pirinçler
Melis Alphan Melis Alphan
Çocuk mu kandırıyorsunuz?
Celel Toprak Celel Toprak
Sağlıklı beslenme için ortak akıl arayışı
Yaşar Süngü Yaşar Süngü
Yoksulluk, ekmeği çöpe atmakla başlıyor
Damla Çeliktaban Damla Çeliktaban
Mayanın mayası
Hilmi Develi Hilmi Develi
Plastikçilerin derdi bitmiyor..
Koray Çalışkan Koray Çalışkan
GDO-kanser ilişkisi kanıtlandı
İsmet Berkan İsmet Berkan
Demek GDO'da da bilime ihtiyaç varmış...
Esen Evran Esen Evran
Fransızlar durdu Sabancı Dia'da gazladı
Kadir Dikbaş Kadir Dikbaş
Gıdadan ilk sinyaller
Ali Ağaoğlu Ali Ağaoğlu
Hububat rallisi
Meral Tamer Meral Tamer
Organik sebze-meyveye lezzet de geldi
Funda Özkan Funda Özkan
'Okul sütünde AK Parti'ye sorulacak tek soru var'
Abdurrahman Yıldırım Abdurrahman Yıldırım
Tarım ve turizm stratejik sektörler
Cüneyt Özdemir Cüneyt Özdemir
Sütten ağzı yanan hükümet
Metin Münir Metin Münir
Tohumların dünyasında
Yasemin Bradley Yasemin Bradley
Uzun yaşam reçetelerinden biri gün aşırı aç kalmak

E-BÜLTEN


Ad Soyad:
E-Posta: